Canlar fincanlar

18 Ekim 2012 Perşembe

Makyaj çantamdaki Flormar'cıklar..

  Bugün makyaj çantamı karıştırıyordum ve şunu fark ettim ki en çok kullandığım makyaj ürünleri Flormarcıklarmış meğersem.. 
 Daha önce de söylemiştim aşırı makyaj yapmaktan hoşlanan birisi değilim, benim için asıl önemli olan bakımlı ve temiz görünmek. Çok parlak olmayan bir ruj, doğal bir allık, rimel ve zaman zaman da tek renk göz makyajı..
  Bunun için çantamda ürün çeşitliliğinden ziyade renk çeşitliliği görürsünüz. Öyle çok pahalı ürünleri de zaten ne kullanıyorum ne de öneriyorum. Bir kreme ayda 400 milyon vermem efendim .. (339.999 görürsek bi durup düşünürüz ama neyse.. )
  İşin şakası bir yana çantamda bulunan ve en çok sevdiğim Flormar ürünlerini sizinle paylaşmak istedim. Renklerin cazibesi, ürünlerin kaliteli olması ve fiyatların da uygun olması çantamdaki bu ürünleri buraya taşımamdaki en büyük etken..


Yukarıdaki resimde gördüğünüz ürünler işte benim vazgeçilmezlerim. Bunların arasında resimde bulunmayan 87 numaralı toz pembe allık da var ama resme onu almadım çünkü çok az kalmış :)

Sağ baştaki allığım dışında diğerleri far seçeneklerim. Mat, yarı mat ve parlak olarak 3 ayrı far görüyorsunuz resimde. Sağdaki allık terracotta bir ürün ve hafif ışıltı ve yine çok az renk veriyor. Onun yanındaki turuncu terracotta far ise yarı mat bir far ve günlük olarak çok severek kullandığım bir ürün. Çabuk dağılmıyor, dayanıklı ve rengi çok tatlı :) Aslına bakarsanız serisinin en mat rengi ama ben günlük makyajda aşırı parlaklık sevmediğim için bu rengi tercih ettim.. Sol baştaki far da terracotta bir ürün. Üç renk birden hoşuma gittiği için edinmiştim. Aşağıdaki resimde daha net görürsünüz pırıltısı pek tatlı.. Günlük uyguluyorsam hafif kullanıyorum ancak gece makyajı olarak da bir kaç kez kullanmışlığım var. Tavsiye ederim :)
Arkadaki renk paletini seçerken 5 farklı renk içermesi beni etkileyen şey olmuştu. Çünkü Flormar'ın bu 5 renkli far serisinin diğer ürünleri tek bir rengin 5 farklı tonunu sunuyor. Sadece bunda 5 farklı seçenek mevcut. Ancak terracotta olmadığı için kalıcılığı ve yoğunluğu az. Fazla fazla sürmek durumunda kalıyorsunuz.





   Benim tercih ettiğim renklerde dikkatinizi çekmiştir genelde bakır ve turuncu tonları yoğunlukta. Bunda saç rengimin büyük etkisi var. Saçıma kızıl ve turuncu ağırlıklı renkler uyguladığım için bunun makyajıma yansıması da bu şekilde oldu diyebilirim. :)

   En üstteki resimde siyah bir far da görüyorsunuz. O da mat ve terracotta olmayan bir ürün. Göz kalemi veya eyeliner çekmeye vaktim olmadığında veya canım uğraşmak istemediğinde hiç zorlanmadan pratik kullandığım bir ürün. Az veya çok uygulamanıza bağlı olarak koyu gri tonu ya da simsiyah bir ton elde edebilirsiniz. Bende şöyle duruyor ; 

   Efendime söyleyeyim, normalde gözlerimi böyle kocaman açarak gezmiyorum.  Ha ama beni bir yerlerde böyle görürseniz bilin ki çok sevdiğim bir üründe indirim yakalamışımdır..

   Uzun lafın kısası Sargita Der Ki; Makyaj ürünlerimin fiyatı uygun olsun, biraz da kaliteli, e azcık da tatlı renkleri olsun diyorsanız bu benim ürünleri tavsiye ediyorum.

:)






16 Ekim 2012 Salı

Gabrini- Flormar- Pastel Oje serileri

  Makyaj bloğu olup da yüzünde minimum makyajla gezen bir tek ben mi varımdır acaba diye düşünüyorum. Ama neden olmasın, elbette benim gibi bakımlı olmanın yılbaşı palyaçosuna dönmek anlamına gelmediğini düşünen bir çok kişi vardır. :)

  Günlük olarak yüzüme abartısız makyajlar uygulamaktan hoşlanan ben, iş tırnaklara gelince bambaşka biri oluyorum diyebilirim. 


  Bu noktada bloğumun ikinci yazısını tırnak ürünlerine ayırmayı uygun buldum.

  Bu sene Gabrini ve Pastel'in Yaz serisi- Flormar'ın ise Bahar renkleri olarak sunduğu seri ile baya renkli bir yıl geçirdik..




     İlk olarak Flormar ojeler ile başlayalım. İlk söyleyeceğim şey rakiplerinin renk çeşitliliğine karşılık az sayıda çeşit ile serisini piyasaya sunmuş olması. Ama sundukları renkler benim gibi marjinal renklere bayılan kişileri cezbetmeye yeterli miydi? Evet.. 
   Ben lacivert ve morunu edinmiştim. Renklerin canlı ve yoğun renkler olması benim hoşuma gitmişti. Sedefli ojelerden hoşlanmayan birisi olmamın da bunda etkisi olabilir. Tek canımı sıkan şey ise ojenin arkasında da küçük bir not şeklinde yer alan ''tırnaklarınızı sarartır'' uyarısıydı. Aslına bakarsanız burada güvenilir bir tutum sergiliyorlar çünkü tüm canlı renkli ojeler tırnağı bir derece sarartır ama bunu ürünün üzerinde göremezsiniz. Bu bağlamda dürüstlükleri açısından Flormar'ı takdir ettim ama kimyagerleri bu sorunun üzerinde durup formüllerini geliştirip rakiplerinden bir adım öteye geçemezler miydi acaba diye de düşündürmedi değil.. Flormar yetkilileri bu yazıyı görürse belki benim yerime onlar düşünürler.. :)


           
     Bu tırnak sarartma sorununu çözmek için de Golden Rose markasının çıkardığı ten rengi şeffaf ojeyi buldum. Adı Golden Rose No More Ridges & Yellow. Fiyatı da uygun geldi. Oje sürmeden önce tırnaklarınıza bu ürünü sürdüğünüz zaman hem sararma probleminden kurtuluyorsunuz hem de tırnaklarınıza bakım yapmış oluyorsunuz. Pek severek aldım bunu.



                                               
      Gabrini Summer Edition ( Yaz serisi) ve Pastel e gelince. Birbirine benzer renkler çıkardılar. En büyük avantajları renk çeşitliliğinin olmasıydı. Yaz boyunca özellikle Gabrini'nin çeşitlerinden bolca edindim.. Rengarenk ojelere zaafım var malum. :)   

Özellikle Gabrini'nin renklerinden M109 ve Pastel'in 97 numaraları beni benden alan renklerdi. Şiddetle tavsiye ediyorum. Leylak renklerim onlar benim.. :)
                  
     Fakat karşılaştıracak olursak Gabrini'nin renkleri daha canlı, Pastel markası daha mat renkler üzerinde çalışmış. Adı üstünde tabii..
   Yine Gabrini oje kıvam olarak Pastel ojeden daha yoğun. Bu da tek kat sürüşün bile yeterli olması ama Pastel'in daha kolay uygulanması anlamına geliyor. 
Ha bir de Pastel çabuk kuruyor ama Gabrini daha uzun süre kalıcı.

   Sargita Der ki;  Vaktim yok bir kere sürerim bir kaç gün idare etsin diyorsanız Gabrini, bakıma her zaman vakit ayırırım ve mat renklerden hoşlanırım diyorsanız Pastel, aykırı ve yoğun renkleri severim diyorsanız da Flormar'ı öneriyorum.
 Son karar sizin!

:)





15 Ekim 2012 Pazartesi

Garnier BB Krem - Pek Mucizevi Ulu Krem

    Garnier'in yeni ürünü. Kutusunun üzerinde de, TV reklamlarında da aynı slogan geçiyor; Mucizevi Cilt Kusursuzlaştırıcı!


   Ürünü, geçtiğimiz günlerde bir alışveriş merkezinin,  tüm yüz ürünlerinde bir alana ikincisi bedava promosyonuna dayanamayıp edindim.

   Tüm ürünleri kapının girişine yığmışlardı kapıdan giren kişiler ilk olarak makyaj ve yüz ürünlerinin içine gömülmüş şahsımı gördüğü için süpermarket hoşgeldin tabelası gibi hissettim kendimi ve en acelesinden ne alacaksam alıp çıktım. İşte Garnier BB krem ile tanışmam bu şekilde oldu. 

   İlk olarak sizlere söylemem gereken şey; bu kremin iki ton seçeneği var. Biri Açık Ton (Light) diğeri Orta Ton (Medium).. Tabii ben bundan bir haber olduğum için gördüğüm ilk kutuyu sepete attım.. Siz ürününüzü alırken buna dikkat edin..


  Böylece elimde iki kutu Orta Ton olmuş oldu. Ne de olsa koyu ton değil  deyip kendimi teselli ettim. Hemen denemeye aldım. İlk sürdüğünüzde çok koyu bir renk gibi oluyor, fakat kremin şu yanı çok ilginç ki;  dağıtmaya başladığınız anda yumuşuyor şeffaflaşıyor, bir nevi saydam bir krem halini alıyor.


   


    Orta Ton bende koyu durmadı. (Açık tenli olmama rağmen) Sadece ten rengimin bir ton koyusu gibi oldu ki fondöten kullanımı için hep ten rengimizin bir ton koyusunu ya da açığını önerirler. Bu açıdan ben rengini beğendim. 

   Bu kreme tam anlamıyla renk veren bir fondöten diyemeyiz, sadece nemlendirici krem de diyemeyiz . En çok dikkatimi çeken şey iri gözenekleri kapatmasıydı zaten pürüzsüzleştirici etkisi de buradan geliyor. Kremin çıkış noktası hepsi bir arada teknolojisiymiş. Nemlendiriyor, cilt tonunu eşitliyor ve cilde parlaklık veriyor. Hiç birinde uzman değil, ama hepsinden biraz biliyor gibi..

   Parfümlü ürünlere alerjisi olanlar için üzücü ama içinde yüksek oranda parfüm var. Benim diyen kalıcı parfüme taş çıkarır o derece kalıcı bir koku.. Kimi kesimler beğenmeyecektir ancak ben sevdim kokusunu da..

    Efendim Sargita der ki ;  Ben ürünü beğendim fakat büyük oranda bir kapatıcılık beklemeyin . .



14 Ekim 2012 Pazar

Selamlar

     Hepinize selamlar!
     Şu anda okuduğunuz bu blog uzun bir aradan sonra beynimden taşan fikirlerimi paylaşma dürtüsünün bir sonucudur.
    Bloğumu tek bir etiket altına almayacağım. Bu büyük bir bir haksızlık olur çünkü.
Şöyle ki;
   Yeni çıkan veya benim yeni denediğim tüm ürünlerle ilgili fikirlerimi paylaşacağım. Böylece bir sürü para harcayıp aldığımız ürünleri aldıktan sonra hüsran yaşamanızı bir derece önlemiş olacağım.
  Efendime söyleyeyim ben yandım siz yanmayın diyeceğim ya da koşun alın anacım diyececeğim..

   Her zaman makyaj, yüz bakımı olmaz. Bazen de dinleneceğimiz tutar, o zaman da tatlı tarifler veririm. Halet-i ruhiyeme bağlı bu işler.. :)

   Günlük hayatımda başıma gelen saçmalıkları ve gülünç olayları da burada paylaşacağım. Bu bölüm utanç verici olabilir kimi kesimler için ama saçmalık yapılmaya utanılmıyorsa ifşa edilmesinde de bir çekince görülmemeli..  :)

   Ha ben kim miyim?

Ne herkes gibiyim ne de herkesten çok farklıyım.
Uzun cümleler kurmaya gerek yok kelimelerle hayatımı anlatayım; psikoloji, akvaryum, renkler, müzik, sessizlik, bilim-kurgu, evcil hayvanlar, arada bir iyi insanlar, genelde saçma sapan insanlar.

    Bloğumun adı ''Sargita Der Ki'' çünkü ben öyle istedim. Link üzerinde -ki yi ayıramadığım için rahatsızlandın farkındayım ama yapacak bir şey yok . Bazen öyle olur elinden bir şey gelmez. Ayy çok dertlendim bak şimdi. Neyse..

E tabi hep bana hep bana olur mu? Olmaz! Bloğumu takip eden bir tanecik nar tanecik takipçilerime zaman zaman çekilişle küçük hediyelerim olacak. 

   Uzun lafın kısası  Sargita der ki;  Hoşgeldin, Takipte kal ve ilk ürün yazımı bekle !


Sargita Not: Evet ben iki noktayı çok severim.. :)







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Red Bow Tie